İzmir'deki sevgili aileler, bu fırsat kaçmaz!
Montessori'nin Türkiye'deki önemli isimlerinden ikisi İzmir'de, sevgili Başak'ın organizasyonu ile, sizlerle biraraya geliyor. İstanbul'a istiyoruz!
Detaylar için Başak'ın mailine yönlendiriyorum:
Merhabalar;
Daha önce EKET fuarı ve Nuran Hanım'ın mailiyle haberdar olduğum Eylem Hanım'la, bazı materyaller için irtibata geçtiğimde Zuhal Hanım'la birlikte Trabzon ve Giresun'da Temmuz başında yapılacak bir Montessori Semineri hazırlığında olduklarını öğrendim. Eylem Hanım eğer katılım konusunda yeterli sayıda olduğumuz takdirde Trabzon programına İzmir'i de ekleyebileceklerini söyledi. Montessori felsefesi ve bazı materyal kullanımlarının gösterilebileceği bir günlük, muhtemelen Temmuz'un ilk pazar günü olabilecek, seminere çevremde ilgi duyacak kişiler var ancak asıl ilginin gruptaki İzmir'li ailelerden geleceğini düşündüğüm için grubu bilgilendirmek istedim.
Katılmak isteyenler bana mail atabilirse kesin sayı sonucu organizasyonun diğer ayrıntılarını belirlemeye çalışacağım. Seminer diğer yapılanlar gibi ücretsiz olacak ancak eğitmenlerin yol giderleri ve salon organizasyonu gibi ortak giderlere katılım sözkonusu olacak. Bana basak.keskin@akbank.com adresinden de ulaşabilirsiniz çünkü gün içinde grup adresine gelen maillere erişim olanağım bulunmuyor.
Görüşmek üzere,
Sevgiler,
Başak Sarı Keskin
EĞİTMENLER
ZUHAL-BİLİR MEIER, 1953 Mersin doğumludur. 1978-1990 yılları arasında sosyal pedagog olarak çalıştı. Almanya’da halk yüksek okullarında danışmanlık ve yöneticilik yaptı. 1990-92 yılları arasında Association Montessori International’a (AMI) bağlı bir kurumdan Montessori
Pedagojisi eğitimi aldı. 1993-95 yılları arasında Alman Gelişim ve Rehabilitasyon Akademisi’nden Montessori terapisi eğitimi aldı. 2001-2003 yılları arasında Centrum für Integrative Psychotherapie’den çocuk ve ergen psikoterapisi eğitimi aldı. 1992 yılından
beri Montessori eğitmeni ve terapisti olarak çeşitli kurumlarda ve yuvalarda çalışmaktadır. Normal gelişim gösteren çocukların yanı sıra, bedensel ve zihinsel engelleri olan çocuklarla da çalışmaktadır. Ayrıca 2007-08 öğretim yılından beri Kültürler Arası Yakınlaşma ve Eğitim için IG-İnisiyatif Grubu’nda öğretmenlere Montessori pedagojisi dersleri vermektedir. Evli, 3
çocuk ve bir torun sahibidir.
EYLEM KORKMAZ, Yüksek lisans tezini Montessori Metodu üzerine yazmıştır. 2005-2009 yılları arasında Montessori eğitim seminerleri düzenlemiştir. Halen Eğitim Programları
ve Öğretimi alanında doktorasını yapmakta ve araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır. “Montessori Metodu: Eğitimde Bir Alternatif” kitabının yazarıdır. Alternatif eğitim ve Montessori Metodu hakkında çeşitli dergi, gazete ve kitaplarda yazıları yayımlanmıştır.
11 Haziran 2010 Cuma
10 Haziran 2010 Perşembe
Nurturia'dan Babalar Günü hediyesi
Nurturia'da süper bir yarışma var: Babalar Günü Fotoğraf Yarışması
Sevgili çocuklar ve değerli babalarına dair güzel anları Nurturia'da paylaşın; Nintendo Wii kazanma şansı yakalayın. Katılım için son gün 19 Haziran.
Ya fotoğraf arşivlerinizi didikleyin ya da kameranıza elinize alıp harikalar yaratın (modeller zaten harika).
Biz de oradayız, sizi de bekleriz.
Sevgili çocuklar ve değerli babalarına dair güzel anları Nurturia'da paylaşın; Nintendo Wii kazanma şansı yakalayın. Katılım için son gün 19 Haziran.
Ya fotoğraf arşivlerinizi didikleyin ya da kameranıza elinize alıp harikalar yaratın (modeller zaten harika).
Biz de oradayız, sizi de bekleriz.
24 Mayıs 2010 Pazartesi
İstanbul'da bir heyecan var.
Kalpler hızlı hızlı atıyor. Yüreklerde bir coşku var. Alınlarda ter...
İstanbul'da bir sinerjinin enerjisi insanları sarıyor.
Çocuklarına iyi ve bağımsız bir gelecek sunmak isteyen anne-babalar, Montessori Eğitimi grubunda uzun yıllardır birbirlerine destek oluyorlar. Şimdi ise bu çok değerli gruptan güzel bir proje ortaya çıkıyor: İstanbul'da bir Montessori Okulu (aslında preschool). Öncelikle anaokulu olarak hizmet verecek olan okulun hedefleri büyük.
Anne-baba şefkatini ve özenini bizzat yaşayacak, düğmesini kendi ilikleyebilecek, ayakkabısını kendi bağlayacak, matematiği ve dilini kolayca öğrenebilecek, çevresine duyarlı ve saygılı olacak, inisiyatif kullanmayı bilecek, deneyerek deneyimleyecek minik kalpler aranıyor.
Eğer yavrunuz 20 ay ve üzerindeyse, neden olmasın? Başvurun. Pişman olmayacaksınız.
Ben mi? Gönlüm bu yola başkoydu. Balca Misis'in bir an önce büyümesini bekliyorum.
scribd'e tanıtım broşürünü yükledim, aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.
Hepimize hayırlı, uğurlu olsun.
Montessori Okulu Tanıtım ve Bilgi
İstanbul'da bir sinerjinin enerjisi insanları sarıyor.
Çocuklarına iyi ve bağımsız bir gelecek sunmak isteyen anne-babalar, Montessori Eğitimi grubunda uzun yıllardır birbirlerine destek oluyorlar. Şimdi ise bu çok değerli gruptan güzel bir proje ortaya çıkıyor: İstanbul'da bir Montessori Okulu (aslında preschool). Öncelikle anaokulu olarak hizmet verecek olan okulun hedefleri büyük.
Anne-baba şefkatini ve özenini bizzat yaşayacak, düğmesini kendi ilikleyebilecek, ayakkabısını kendi bağlayacak, matematiği ve dilini kolayca öğrenebilecek, çevresine duyarlı ve saygılı olacak, inisiyatif kullanmayı bilecek, deneyerek deneyimleyecek minik kalpler aranıyor.
Eğer yavrunuz 20 ay ve üzerindeyse, neden olmasın? Başvurun. Pişman olmayacaksınız.
Ben mi? Gönlüm bu yola başkoydu. Balca Misis'in bir an önce büyümesini bekliyorum.
scribd'e tanıtım broşürünü yükledim, aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.
Hepimize hayırlı, uğurlu olsun.
Montessori Okulu Tanıtım ve Bilgi
7 Mayıs 2010 Cuma
Annem der ki: Yazasım gelmiyor..
Hala toparlayamadım kendimi. Şuraya iki çift güzel, özel söz yazmak vakti.. hatta o vakit geldi geçti de..
Kendimi borçlu hissediyorum.
Misis çok özel günler yaşıyor. Bebeklikten çocukluğa adım atarken farklı heyecanlar, sıkıntılar ve değerli dakikalar. Tek tek yazmam gerek.
ilk doğumgünü
ilk yaş doktor muayenesi
kayseri-ürgüp seyahati
ilk gerçek adımlar
sosyal ortamlar
gerileme dönemi
pedagog yorumları
Yazacaklar daha da birikmeden işe koyulmalı. Bugün değil, belki yarın...
Takip eden dostlara borcumu kısmen ödemek için sizlere yeni bir blogtan haber vereyim:
Montessori anneleri! Jojoebi yeni bir blog tasarlamış: takip ettiği Montessori bloglarından derleme yaparak güzel bir çalışmaya imza atmış. Dilediğiniz konuda arama yapıp farklı fikir ve uygulamaları inceleyebiliyorsunuz. Gelişmeye açık.. Fikirlerimizi de bekliyor. Bu blogta sağ dizinde bir ikon olarak ekledim. Adresi: The Montessori Goldmine
Görüşmek üzere.
Kendimi borçlu hissediyorum.
Misis çok özel günler yaşıyor. Bebeklikten çocukluğa adım atarken farklı heyecanlar, sıkıntılar ve değerli dakikalar. Tek tek yazmam gerek.
ilk doğumgünü
ilk yaş doktor muayenesi
kayseri-ürgüp seyahati
ilk gerçek adımlar
sosyal ortamlar
gerileme dönemi
pedagog yorumları
Yazacaklar daha da birikmeden işe koyulmalı. Bugün değil, belki yarın...
Takip eden dostlara borcumu kısmen ödemek için sizlere yeni bir blogtan haber vereyim:
Montessori anneleri! Jojoebi yeni bir blog tasarlamış: takip ettiği Montessori bloglarından derleme yaparak güzel bir çalışmaya imza atmış. Dilediğiniz konuda arama yapıp farklı fikir ve uygulamaları inceleyebiliyorsunuz. Gelişmeye açık.. Fikirlerimizi de bekliyor. Bu blogta sağ dizinde bir ikon olarak ekledim. Adresi: The Montessori Goldmine
Görüşmek üzere.
15 Nisan 2010 Perşembe
15 Nisan beraber olduğumuz 2. doğumgünümüz
Geriye dönük yazılardan ilki...

Annem ve ben aynı gün doğduk. Bu bizim için çok güzel bir tesadüf. Tabii bu olayın bir de cilvesi var: annemin bu özel gün için kendine vakit ayıramaması.
Annem kendi doğumgünü kutlamalarını günlere yayarak Perşembe gününü tamamen benim ilk yaş günüme ayırdı. Güzel bir pasta ve kurabiye siparişinin ardından, anneanne ve babaannem benim için güzel bir sofra hazırladılar. Bir gece önce dedem ve annem salonu balonlarla süslemişler.
Doğumgünüm haftaiçine denk geldiği için, akşam saatlerinde kutlama yaptık. Annem iş çıkışı koşa koşa eve geldi. Benim cicilerimi giydirip kendi hazırlandı. Misafirlerimizde gelince kutlamalara başladık.



Bugün çok güzeldi. Kendimi gerçekten çok özel hissettim. Bana özel birşeylerin olduğunu, tüm sevdiklerimin benimle beraber bir mutluluk paylaştıklarını farkettim. Şımardım haliyle; epeyce şımardım.
Ve ilk kez yürüdüm. Bir kucaktan diğer kucağa yürüye yürüye gittim, durdum. Yürümek çok eğlenceliymiş!
Ayrıca hem benim pastam hem de Zeynep teyzemin pastası mükemmeldi. Nilay ve Funda teyzelerin ellerine sağlık!
Hediyelerim de çok güzeldi. Sallanan bir atım, bir müzik kitabım, güzeller güzeli elbiselerim oldu. Annem de misafirlerimize birer hediye hazırlamış: fotoğrafımdan birer saat. Onlar da çok mutlu oldular!

Annem ve ben aynı gün doğduk. Bu bizim için çok güzel bir tesadüf. Tabii bu olayın bir de cilvesi var: annemin bu özel gün için kendine vakit ayıramaması.
Annem kendi doğumgünü kutlamalarını günlere yayarak Perşembe gününü tamamen benim ilk yaş günüme ayırdı. Güzel bir pasta ve kurabiye siparişinin ardından, anneanne ve babaannem benim için güzel bir sofra hazırladılar. Bir gece önce dedem ve annem salonu balonlarla süslemişler.
Doğumgünüm haftaiçine denk geldiği için, akşam saatlerinde kutlama yaptık. Annem iş çıkışı koşa koşa eve geldi. Benim cicilerimi giydirip kendi hazırlandı. Misafirlerimizde gelince kutlamalara başladık.



Bugün çok güzeldi. Kendimi gerçekten çok özel hissettim. Bana özel birşeylerin olduğunu, tüm sevdiklerimin benimle beraber bir mutluluk paylaştıklarını farkettim. Şımardım haliyle; epeyce şımardım.
Ve ilk kez yürüdüm. Bir kucaktan diğer kucağa yürüye yürüye gittim, durdum. Yürümek çok eğlenceliymiş!
Ayrıca hem benim pastam hem de Zeynep teyzemin pastası mükemmeldi. Nilay ve Funda teyzelerin ellerine sağlık!
Hediyelerim de çok güzeldi. Sallanan bir atım, bir müzik kitabım, güzeller güzeli elbiselerim oldu. Annem de misafirlerimize birer hediye hazırlamış: fotoğrafımdan birer saat. Onlar da çok mutlu oldular!
Balca Misis'in Doğumgünü Treni
Siz de çocuklarınızı mutlu etmek için şu adrese girin, eğlenin:
www.babytv.com/fun.aspx
2 Nisan 2010 Cuma
Annem der ki: Boğazımda düğüm düğüm hıçkırık oldun...
Zonguldak, 2 Nisan 2010 13:10
Yastayım, çok sevdiğimi yitirdim...
Boğazımda düğümlenen hıçkırıksın, Nunişim.
Yenildim. Seni sonsuzluğa teslim ettim. Varsa yoksa sendin oysa ki.
Yaşlanmış bedeninden arındın. Yine de erkendi. Biliyorum, ayrılık günü daima erken olacaktı. Yine de çok erkendi.
Güzel anılarınla artık beynimin her kıvrımında, ruhunun saf enerjisiyle her hücremdesin.
Telefonu elime alsam, sesini duyar gibiyim. Gözümü kapatsam, seni görür gibiyim. Adını ansam, seni hisseder gibiyim. Uzansam, tutacak gibiyim. Ufka dalsam, yeşil gözlerini görür gibiyim. Bu aralar böyleyim...
Adın gibi nurlar içinde dinlen.
Seni çok sevmeye, sevdirmeye devam edeceğim.
Torunun
Yastayım, çok sevdiğimi yitirdim...
Boğazımda düğümlenen hıçkırıksın, Nunişim.
Yenildim. Seni sonsuzluğa teslim ettim. Varsa yoksa sendin oysa ki.
Yaşlanmış bedeninden arındın. Yine de erkendi. Biliyorum, ayrılık günü daima erken olacaktı. Yine de çok erkendi.
Güzel anılarınla artık beynimin her kıvrımında, ruhunun saf enerjisiyle her hücremdesin.
Telefonu elime alsam, sesini duyar gibiyim. Gözümü kapatsam, seni görür gibiyim. Adını ansam, seni hisseder gibiyim. Uzansam, tutacak gibiyim. Ufka dalsam, yeşil gözlerini görür gibiyim. Bu aralar böyleyim...
Adın gibi nurlar içinde dinlen.
Seni çok sevmeye, sevdirmeye devam edeceğim.
Torunun
21 Mart 2010 Pazar
Bir gün dolusu ilk...
Samimi bir annenin cesur girişimi: NURTURIA

Nurturia Nedir?
"Nurturia ile çocuğunu daha kolay büyüt"
Anne-baba ve anne-baba adaylarının çocuk gelişimi hakkında karşılıklı bilgi edindikleri, sevdikleri ile anlarını ve hikayelerini paylaştıkları, yardımlaşabildikleri sosyal platform.
Nurturia'da Neler Yapabilirsiniz?
Kendiniz için bir hesap açabilir, çocuklu arkadaşlarınızı ekleyebilirsiniz, yeni arkadaşlar bulabilirsiniz. Çocuklarınız için de hesap oluşturalım. Aile fertlerini davet edebilirsiniz.
Böylece çocuklarınızın ve sizin günlük maceralarınızı buradan paylaşabilirsiniz. Çocuğunuzun anı defterini güncelleyerek gelecek için kayıt altına alabilirsiniz. Hamilelikten itibaren çocuk ve göbek :) büyütmekle ilgili her türlü sorunuzu sorabilir, soru yanıtlayarak tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.
Nasıl Üye Olabilirim?
Üyelik ücretsiz. www.nurturia.com.tr adresinden 1 dakikada üye olabilirsiniz. Kayıt olduktan e-posta adresinizi onaylamayı unutmayin.
Nurturia Tanıtım Turu Adresi: http://www.nurturia.com.tr/account/tour
Nurturia Ne demek? Nurturia, İngilizce'de iyi bakmak, büyütmek anlamındaki "Nurture" kelimesinden geliyor. Yurt dışına açılma planlarından dolayı ingilizce kökenli bir isim seçilmis.
*** Nurturia'nın doğuş hikayesini sevgili Damla'nın kaleminden okumak ister misiniz?
http://www.kitubi.com/2009/09/14/%c3%87ocukluHayat%c4%b1Kolayla%c5%9ft%c4%b1r%c4%b1yoruzNurturia.aspx
Ellerine, yüreğine sağlık, Damla!
Annem der ki: Aile olmak...
Bebeğim, büyüyorsun. İlk yaşını kutlamaya çok az kaldı. Vakit ne çabuk geçiyormuş meğer. Hadi büyü dediğimiz anlar, şimdi çok geride.
Her gün hamdediyoruz gelişine. Her gün dua ediyoruz, seninle her günümüz mutlu geçsin diye.
Öyle güzelsin ki.. Elimizde büyüyen bir tomurcuk papatya. Her gün bir yaprak açıyorsun sanki, biz seni sevgimizle besledikçe.
İyi ki varsın, bebeğim.
Her gün bir çok kez babanla birbirimize soruyoruz; ne yapıyor olurduk, sen aramıza katılmasaydın? Vakit geçmezmiş meğer sen yokken; hayat boşmuş meğerse. Senin varlığın bizi bu kadar mutlu eden; telaşlı, enerji dolu, "canlı" yapan.
Biz seninle her günü tekrar ve başka yaşıyoruz. Böylesi bir dönem varmış ömrümüzde meğerse. Senin varlığın bizi büyüten, kemal eden. Senin varlığın bizi aile kılan...
Gelişinle bizi şen eyledin!
İyi ki varsın, bebeğim ;);)(-:
Her gün hamdediyoruz gelişine. Her gün dua ediyoruz, seninle her günümüz mutlu geçsin diye.
Öyle güzelsin ki.. Elimizde büyüyen bir tomurcuk papatya. Her gün bir yaprak açıyorsun sanki, biz seni sevgimizle besledikçe.
İyi ki varsın, bebeğim.
Her gün bir çok kez babanla birbirimize soruyoruz; ne yapıyor olurduk, sen aramıza katılmasaydın? Vakit geçmezmiş meğer sen yokken; hayat boşmuş meğerse. Senin varlığın bizi bu kadar mutlu eden; telaşlı, enerji dolu, "canlı" yapan.
Biz seninle her günü tekrar ve başka yaşıyoruz. Böylesi bir dönem varmış ömrümüzde meğerse. Senin varlığın bizi büyüten, kemal eden. Senin varlığın bizi aile kılan...
Gelişinle bizi şen eyledin!
İyi ki varsın, bebeğim ;);)(-:
20 Mart 2010 Cumartesi
Beni bu güzel havalar mahvetti..
Tembellik bir yere kadar...
Annem bir süredir buraya uğramayı ihmal ediyor. Hikaye bol, anı çok.. Her güne yeni bir hareket, eğlence. Ee, bu blog niye var? Bunları kaydetmek için, ilerde eskiye dair okumalar için.
Bugün yine pek bir hali yok. Son 10 gündür annem akşam benimle uykuya dalıyor; gece yarısı kalkıyor, işini gücünü tamamlıyor. Ortalığı toplamak, yeni iş gününe hazırlanmak, yoğurt ve peynirimi yapmak derken burayı görmemesi de normal. Bu bahar geçişi bir bitse de annem kendine gelse.
Bahar demişken, bugün bahara geçtik. Eminim, %100! Çünkü bugün ben bir tuhaf oldum. Sabah kahvaltıya çıkalım derken, her zamanki gibi saati 12 yaptık. Nasıl beceriyoruz ki böyle geç kalmayı. Annemin hep yapması gereken bir şeyler çıkıyor, hareket edemiyoruz :( Beşiktaş'a gittik, hava güzel ama benim uykum var. Neyse dışarda olduğumdan sesimi çıkarmadım. Bir şeyler yedik. Sonra fotoğrafçıya gittik. Annem ve babam yıllardır Saygın Color'da fotoğraf çektirirmiş; ben de aralarına katıldım. Çok önemli bişi değil, yalnızca vesikalık fotoğraf. Vize başvurusu içinmiş. Sesimi çıkarmadım ama mutlu olduğumu da söyleyemeyeceğim. 20 pozdan bir tanesi de güzel çıkmaz mı! Bu fotoğrafların tümü yakılası valla! Pek asık suratlıyım. Neyse işimizi görecekmiş.
Fotoğraf sonrası yorgunluğumun en dibinde artık ağlamaya başladım. Dışarıda uyuyamıyorum bir türlü. Arabaya binip müziği duyduktan sonra uykuya daldım annemin kucağında. Sonrasındaki organik pazarı kaçırmışım. Tüm alışverişi babam yapmış, biz arabada beklerken. Eve dönerken uyandım; epey uyumuşum.
Eve geldik, ben bir tuhaf. Annem beni nereye bırakırsa, orada yatakalıyorum. Başımı kaldıracak halim ve enerjim yok. Aman çok usluyum. Hatta annem mutfakta çalışıp, babam koltukta sızmışken ben de yattım TVye anlamsızca bakıyordum bir süre. Epey bir süre, şaka değil. Bakın!

Annemler, yatarak vakit geçirebilmeyi keşfettiğimi; bir ümit, bunu alışkanlık haline getirebileceğimi düşünerek seviniyorlar. Durun bi dakka, beni bahar çarpıverdi, o kadar.
Beni bu güzel havalar mahvetti..
Annem bir süredir buraya uğramayı ihmal ediyor. Hikaye bol, anı çok.. Her güne yeni bir hareket, eğlence. Ee, bu blog niye var? Bunları kaydetmek için, ilerde eskiye dair okumalar için.
Bugün yine pek bir hali yok. Son 10 gündür annem akşam benimle uykuya dalıyor; gece yarısı kalkıyor, işini gücünü tamamlıyor. Ortalığı toplamak, yeni iş gününe hazırlanmak, yoğurt ve peynirimi yapmak derken burayı görmemesi de normal. Bu bahar geçişi bir bitse de annem kendine gelse.
Bahar demişken, bugün bahara geçtik. Eminim, %100! Çünkü bugün ben bir tuhaf oldum. Sabah kahvaltıya çıkalım derken, her zamanki gibi saati 12 yaptık. Nasıl beceriyoruz ki böyle geç kalmayı. Annemin hep yapması gereken bir şeyler çıkıyor, hareket edemiyoruz :( Beşiktaş'a gittik, hava güzel ama benim uykum var. Neyse dışarda olduğumdan sesimi çıkarmadım. Bir şeyler yedik. Sonra fotoğrafçıya gittik. Annem ve babam yıllardır Saygın Color'da fotoğraf çektirirmiş; ben de aralarına katıldım. Çok önemli bişi değil, yalnızca vesikalık fotoğraf. Vize başvurusu içinmiş. Sesimi çıkarmadım ama mutlu olduğumu da söyleyemeyeceğim. 20 pozdan bir tanesi de güzel çıkmaz mı! Bu fotoğrafların tümü yakılası valla! Pek asık suratlıyım. Neyse işimizi görecekmiş.
Fotoğraf sonrası yorgunluğumun en dibinde artık ağlamaya başladım. Dışarıda uyuyamıyorum bir türlü. Arabaya binip müziği duyduktan sonra uykuya daldım annemin kucağında. Sonrasındaki organik pazarı kaçırmışım. Tüm alışverişi babam yapmış, biz arabada beklerken. Eve dönerken uyandım; epey uyumuşum.
Eve geldik, ben bir tuhaf. Annem beni nereye bırakırsa, orada yatakalıyorum. Başımı kaldıracak halim ve enerjim yok. Aman çok usluyum. Hatta annem mutfakta çalışıp, babam koltukta sızmışken ben de yattım TVye anlamsızca bakıyordum bir süre. Epey bir süre, şaka değil. Bakın!

Annemler, yatarak vakit geçirebilmeyi keşfettiğimi; bir ümit, bunu alışkanlık haline getirebileceğimi düşünerek seviniyorlar. Durun bi dakka, beni bahar çarpıverdi, o kadar.
Beni bu güzel havalar mahvetti..
14 Mart 2010 Pazar
Ellerimle yemek
10. ay kontrolümde doktorum, anne-babama artık kaşık ve tabağımı önüme koymalarını söylemişti. Doktor öncesinde de mama sandalyesine oturduğum zamanlarda tembelliğim tutuyor; suyumu bile kendim içmiyordum. Peki şimdi nasıl olacaktı? Ya da daha doğrusu, olmalı mıydı?
Bizimkiler erken olduğunu düşünmekle birlikte, birkaç kez deneme yaptılar. Olmadı. Elimle yemek, kaşık tutmak istemedim. Hiç ilgi göstermedim; heyecanlanmadım.
Gel zaman git zaman... Birkaç gündür istekle annemin tuttuğu tabağıma atlamaya başladım. Bugün annemin yemeğine saldırdım, desem yalan olmaz. Annem de önüme tabağı da kaşığı da bıraktı. Bakın neler oldu:

>> Doyduğumu söyleyemeyeceğim.
>> Susuz bir yemek olduğu için annem çok şanslı.
>> Yine de ortalık batmadı sanmayın. Yerde muşamba seriliydi de, temizlemesi çok kolay oldu.
>> Herşeyin bir zamanı, her çocuğun bir ritmi olduğunu bir kez daha gördük. Ben isteyince, herşey olur.
Yeni ritmler için hevesliyiz.
Bir not: Unutmadan yazmak, bir anı olarak saklamak istediğim bir huyum var: Çok zamandır mama sandalyesinden kalkarken üstümü silkeleyen annem ve babama eşlik ediyorum. Ayağa kalkınca başımı önüme eğiyor, üzerimdeki kırıntıların yere düşüşünü seyrediyorum. Çok zevkli...
Bizimkiler erken olduğunu düşünmekle birlikte, birkaç kez deneme yaptılar. Olmadı. Elimle yemek, kaşık tutmak istemedim. Hiç ilgi göstermedim; heyecanlanmadım.
Gel zaman git zaman... Birkaç gündür istekle annemin tuttuğu tabağıma atlamaya başladım. Bugün annemin yemeğine saldırdım, desem yalan olmaz. Annem de önüme tabağı da kaşığı da bıraktı. Bakın neler oldu:

>> Doyduğumu söyleyemeyeceğim.
>> Susuz bir yemek olduğu için annem çok şanslı.
>> Yine de ortalık batmadı sanmayın. Yerde muşamba seriliydi de, temizlemesi çok kolay oldu.
>> Herşeyin bir zamanı, her çocuğun bir ritmi olduğunu bir kez daha gördük. Ben isteyince, herşey olur.
Yeni ritmler için hevesliyiz.
Bir not: Unutmadan yazmak, bir anı olarak saklamak istediğim bir huyum var: Çok zamandır mama sandalyesinden kalkarken üstümü silkeleyen annem ve babama eşlik ediyorum. Ayağa kalkınca başımı önüme eğiyor, üzerimdeki kırıntıların yere düşüşünü seyrediyorum. Çok zevkli...
8 Mart 2010 Pazartesi
Somun pehlivanı
Hoş bir not: Bu poza benzer bir pozdan dayımın da var. Tarih tekerrürden ibaretse, gelecekte onun gibi mi olacağım?! Aman, annem korusun beni :)
2 Mart 2010 Salı
İki çift söz de annemden..
Çocuk mutluysa, oyun olsun, aktivite olsun hayatında. Anne mutluysa, çocuğuyla oynasın, aktivite yapsın.
Kim ne yaparsa yapsın, kendi için, çocuğu için en iyisini düşündüğünü yapsın.
Yaparken de, diğer anne ve çocukları düşünüp empati kursun.
Herkesin kendine ait bir yolu var. Kimse yol kesmesin, hak yemesin, kimseyi üzmesin.
Her anne güzeldir, her çocuk değerlidir, her doğru doğrudur.
Sonuçta her ne oluyorsa, o anne ve çocuğu arasında. Gerisi kime ne...
* Kendine ve yavrularına değer veren tüm annelere selam olsun.
Kim ne yaparsa yapsın, kendi için, çocuğu için en iyisini düşündüğünü yapsın.
Yaparken de, diğer anne ve çocukları düşünüp empati kursun.
Herkesin kendine ait bir yolu var. Kimse yol kesmesin, hak yemesin, kimseyi üzmesin.
Her anne güzeldir, her çocuk değerlidir, her doğru doğrudur.
Sonuçta her ne oluyorsa, o anne ve çocuğu arasında. Gerisi kime ne...
* Kendine ve yavrularına değer veren tüm annelere selam olsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)