Uzun, ince bir yoldayım...

Lilypie Fourth Birthday tickers

30 Ağustos 2009 Pazar

Ağustos'ta sıradan bir gün

Günler geçti, ben 4.5 aylık oldum bile. Bana büyümüşüm gibi geliyor, aileme de öyle.

Henüz 15 günlükken, bir dostumuz kızıyla bizi ziyarete gelmişti. Ada ablam, 4,5 aylıktı. Çok büyüktü, çok şekerdi, gayet çocuktu yani. Annem de "bir gün kızımda büyümüş olacak mı?" demişti. O günler geldi; o da gördü, ben de gördüm.


4. ayımda çok hızlı değişmeye başladım. Bir günüm bir güne uymaz oldu. Geceleri daha sık uykum bölünüyor; gündüzleri bir süredir güzel uyumama rağmen son zamanlarda 45 dakikayı geçmeyen uykulardayım. Annem, işe başlamasına saatler kala, beni yeniden rutine sokmaya çalışıyor; nafile. Gündüz vakti uyku mu olur, canım... Annem bununla didişirken, ben gülüyorum, gözlerinin içine bakıyorum, kıkırdıyorum; çok ısrar ettiğinde sızlanıyorum. Hem de nasıl... Tracy formülü "yatır-kaldır" yaptı bir kaç zaman; pes etmedi, benim içim dışıma çıktı ki, sızıveriyordum. Sızmadan önce bir yaygara, bir yaygara. Ses telleri sağlam oluyormuş biz bebeklerin.

Bu bağırmalarda annem neyi anlamıyor, bilmiyorum. Gayet net, istemediğimi söylüyorum; yani söyleniyorum. "Anniiie, annnnieee" diye başlıyorum; peşine birazcık sövüyorum(!): eyyeeyyyeyyy neeeelll annnyyyeeee eyyyy...

Oyun halımı nihayet sevmeye başladım. Sırtüsü yatıp çıngırağa ulaşmaya çalışıyorum; yine hırslanıyorum ama tutunca ucundan çok mutlu oluyorum. Sonra kendimi yüzüstü döndürüyorum.

Sırtüstünden yüzüstüne dönüşlerde sağdan dönüş mükemmel; sol için çalışmaya başladım, fena değil. Gece gündüz bir sorun oluştu: ben yan yatarak uyuyorum. Bu aralar bacağımı hafiften yana attım mı, kendimi yüzüstü yatarken buluyorum ve tabii ki uyanıyorum.
Çok eğlenceli!

Ana kucağımda müzik yapmak artık cezbetmiyor beni; şimdi önümde çılgınca sallanan oyuncakları yakalamaya çalışıyorum ama annem düşerim diye çok korkuyor; oyuncağı yakalayacağım diye neredeyse takla atacağım üzerinde.

Tabii ki hala bir numara talebim KUCAK KUCAK KUCAK...

Sabun köpüğü bir dünya



Annem dün bana bir oyun almış; bugün babamla karşıma gelip gülücükler gösterip katılmamı beklediler. Bense çok şaşırdım. Ne enteresan bir şeydi o öyle... hmmm...


Balonlar uçuşuyordu üstümde. Renk renk, boy boy...
Tenime değiyor, yokoluyorlardı. Önce sessiz ve dikkatlice izledim, takip ettim gözlerimle. Arada korkmadım değil; yüzümde pıtlayan bir şeyler vardı sonuçta. Sonra keyfini çıkardım: ellerimle yakalayıp patlatmaya başladım. Biz bu oyunu hep oynayalım!

Faydalar: el-göz koordinasyonu, dokunma hissi

27 Ağustos 2009 Perşembe

Zeynep teyzemin şarkıları ve ben

Ben müzik dinlemeyi çok seviyorum, taa annemin karnında yaşadığımdan beri. Yeni hobim ise şarkılara eşlik etmek :)

Zeynep teyzem, çok güzel şarkılar söylüyor bana ve ben de iyice öğrendim. Şarkının ilk kelimesinde anlıyorum hangisi olduğunu ve ağzımı kocaman açarak gülüyorum, hatta bazen kahkaha atıyorum.

Adana yolculuğumuzun dönüşünde artık şarkılara eşli etmeye karar verdim. Zeynep teyzem söylerken, ben de dilim döndüğünce mırıldanıyorum. Çok eğlenceli!
Tabii annem bu arada zevkten dört köşe!

En sevdiğim şarkıyı sizinle paylaşmak isterim:
Dolaştım bodrum kiler
Bulamadım hiçbir av
Aç kaldı bak bizimkiler
Miyav miyav miyav
Olsaydım ben bir köpek
Isırırdım hav hav hav
Aç kalmazdı bizimkiler
Kara kedi mırnav pisst
Kara kedi mırnav pisst

Annem bir ara videoları üşenmeyip formatlarsa, nasıl söylediğimi de göstereceğim.

Diğer çok sevdiğim şarkılar, itsy bitsy spider ve türkçesi bir baba örümcek, mini mini kuş, ördek ailesi, Kanal D'nin çok sesli jeneriği.

18 Ağustos 2009 Salı

4.ay biterken

Bugün doktor kontrolüne gittik. Bu ziyaretin öncekilere göre belirgin bir farkı vardı: doktor amcayı yabancıladım; yüzüme bakıp gülen bir büyük, ama ben onu tanımıyorum ki...
Doktor amca tümüyle vücudumu kontrol etti, her yerimi yokladı, çok sıkıcı bir durumdu. Arada gülücük atsam da yüz verecek değilim kendisine.
Kilom 7540 gr, doktor amcam anne sütüyle bunu nasıl gerçekleştirdiğimizi anlamıyor; ne var ki, buna takım çalışması deniliyor! Her ay yeni bir persentile girmişim, bundan öteye gidecek yer kalmamış. Napayım canım, içtiğim süt yarıyor. Boyum da 65cm. İyiyim, iyiyim.
Annem 15 gün sonra işe başlayacağı için biberona geçmek için izin istedi; doktor amca istemese de vermek durumunda kaldı. Sonra da canımızı sıkan cümleyi sarfetti: sütünüz artık yetmez, yedek için mama alın. Annem de savunmaya geçti; "rezervlerimiz var, ayrıca her gün işte topladıklarımı ertesi gün vereceğim". Doktor amca da iyi dileklerini temenni etti. Allah, Allah; ne var ki bunda. Ama sonra güzel birşeyler söyledi. 1 ay sonra kontrole gelmeyeceğim!!! Hahaaa!!!
5. ayıma girince ek gıdaya başlayacakmışım. Annem bu konuda da isteksiz. Ben artık yeni şeyler tatmak istiyorum halbuki. Belki adım adım yaparız. Annem beni çok seviyor, ayrılmak istemiyor.
Dişlerim fena kaşınıyor; 1,5 ay önceki maceradan sonra ilk dişimin ne zaman patlayacağını merak ediyoruz. Doktorum havuç, elma gibi sert meyvelerle dişimi kaşıyabileceğimi söyledi: yummmyyy! Annem izin verirse ;)
Doktor amca sorularına devam etti: ellerimle birşeyler yakalıyor muyum... ellerimi önünde kavuşturuyor muyum; uzanıyor muyum; gülüyor muyum; ses çıkarıyor muyum; herşeyi ağzıma götürüyor muyum; tepkilerimi farklılaştırıyor muyum; üstümdekileri çekiştiriyor muyum gibi... hepsine evet evet evet. Gelişim testinden de geçtim!!!
Annem hemen sorusunu patlattı: geceleri beslenmeme gerek var mı? Amcam "çok beslemeye gerek yok, o açlıktan uyanmıyordur, keyfi alışkanlıktır" dedi. Nereden bilebilir ki? Bana sordular mı? Ben emmek istiyorum! Annem gönül rahatlığıyla 4 saatlik rutine geçmeyi aklına koymuş; uymaktan başka çarem mi var...
Ardından beklenen an geldi. İki bacağımdan aynı anda birer vuruşla aşılarım yapıldı; yaygarayı kopardım. Annem beni emzirdi, kucakladı; geçti tüm acılarım.
Babişkom benim aşılanmalarımla birebir ilgileniyor; keza hastanede yeni bir program yazdı, aşıları takip etmek için. Benim aşılarımı da kontrol amaçlı takip ediyor.
Rotavirus aşımı da gelecek hafta olacağım. Offf...

Kar'A

Geçen Cuma annemin iş arkadaşlarıyla güzel bir öğle yemeği yedik. Demet teyzem de bana hediye getirmeden edememiş: bir çocuk şarkıları CDsi. Adı Kar'A Çocuk Şarkıları... Ertesi gün annemle dinledik. Bugüne kadar dinlediğim tüm müziklerden farklıydı. Şarkıları söyleyen teyzenin sesi o kadar net ve duruydu ki, bana özel şarkılar içerdiği belliydi; hem de başka çocuklar da şarkılara eşlik ediyor. Bir bebeğin dikkatini nasıl çekmeleri gerektiğini biliyorlar. Bugün yine dinledik; hiç yapmam ama kucakta uyuyakalmışım huzur dolu :)

Gerçi uzun zamandır piyasadaymış ama ben henüz dünyaya geldiğimden yeni öğrenmiş oldum. Bülent Ortaçgil'in müzikleriyle şarkılar bir başka güzel. Bilgi edinmek için buraya bakabilirsiniz.

Demet teyzeme çok teşekkür ediyor; Kar'A'yı tüm çocuklara tavsiye ediyorum.

16 Ağustos 2009 Pazar

Mehveş teyzemi gördüm

Bugün Mehveş teyzemi kısa da olsa gördüm. Daha önce 1 ayım dolmadan beni kucağına almıştı; şimdi kocaman olduğumu görüp sevindi. Ben de onları gördüğüme sevindim. Hem Mehveş teyzemi görme bahanesiyle havaalanını da görmüş oldum. O kadar büyükmüş ki; bir an önce büyümeli de, o geniş salonlarda parande atmalı.
Mehveş teyzem, Ümit amcam ile nişanlandı; gelecek yılki düğünlerine gidebilmem için hemencecik büyümem gerek, ben de minik bir gelinlik giyerim, belli mi olur :)

15 Ağustos 2009 Cumartesi

4 ay bitti bile.

Dünyadaki 4 ayım bitti bile. Vakit çabuk geçebiliyormuş. Oysa ben hep yerimde durduğumu sanıyorum.
Bu aralar uyku ile problemim var; daha fazla uyanık kalmak istiyorum. Annem de bana bu konuda yardımcı olmaya çalışıyor. 3 saatlik beslenme aralarımı 4 saate çıkarmaya çalışıyor. Tabii benim de desteğim şart. Bu geçiş dönemini nasıl geçiririz bilmiyorum; 3 saatlik rutini oluşturmak 1,5 ay sürmüştü. Annem işe dönmeden yeni rutini oluşturmayı hedefliyor. Böylece biberona daha az ihtiyaç duyacağım; annemle ayrı iken yalnızca iki kez biberondan sütümü alacağım, sonra yine annemle biraradayım.