Uzun, ince bir yoldayım...

Lilypie Fourth Birthday tickers

14 Mart 2010 Pazar

Ellerimle yemek

10. ay kontrolümde doktorum, anne-babama artık kaşık ve tabağımı önüme koymalarını söylemişti. Doktor öncesinde de mama sandalyesine oturduğum zamanlarda tembelliğim tutuyor; suyumu bile kendim içmiyordum. Peki şimdi nasıl olacaktı? Ya da daha doğrusu, olmalı mıydı?

Bizimkiler erken olduğunu düşünmekle birlikte, birkaç kez deneme yaptılar. Olmadı. Elimle yemek, kaşık tutmak istemedim. Hiç ilgi göstermedim; heyecanlanmadım.

Gel zaman git zaman... Birkaç gündür istekle annemin tuttuğu tabağıma atlamaya başladım. Bugün annemin yemeğine saldırdım, desem yalan olmaz. Annem de önüme tabağı da kaşığı da bıraktı. Bakın neler oldu:

>> Doyduğumu söyleyemeyeceğim.
>> Susuz bir yemek olduğu için annem çok şanslı.
>> Yine de ortalık batmadı sanmayın. Yerde muşamba seriliydi de, temizlemesi çok kolay oldu.
>> Herşeyin bir zamanı, her çocuğun bir ritmi olduğunu bir kez daha gördük. Ben isteyince, herşey olur.

Yeni ritmler için hevesliyiz.

Bir not: Unutmadan yazmak, bir anı olarak saklamak istediğim bir huyum var: Çok zamandır mama sandalyesinden kalkarken üstümü silkeleyen annem ve babama eşlik ediyorum. Ayağa kalkınca başımı önüme eğiyor, üzerimdeki kırıntıların yere düşüşünü seyrediyorum. Çok zevkli...

Hiç yorum yok: