Uzun, ince bir yoldayım...

Lilypie Fourth Birthday tickers

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Ben bir kucak kuzusuyum.

Doğdum kucak kuzusu oldum; hala kucak kuzusuyum.

İlk haftalarda hani anne kokusuna düşkünlüğümden, annem çok dramatik bulmamıştı bu davranışımı. Ama artık 3.ayım yarılandı ve bu bir alışkanlık haline geliyor. Yine de dert etmiyor annem, empati yaparak bugünlerin değerini anlamaya çalışıyor; daha kaç yıl anne kucağında durabileceğim ki!

Benimleyken mutlaka kucakta olmalıyım. Öyle oturamazsınız da; ayakta olmalısınız ya da otururken elime bir şeyler vermelisiniz. Ayaktayken de bir takım kurallarım var. Önceleri içe dönük durmayı seviyordum, hani anne kokusu hesabı. Artık dışa dönük olmak daha güzel. Annem, teyzem hasbel-kader içe dönük tutarlarsa, başlıyorum söylenmeye: annnnnnyyyeeee-eeyy-eyyy-vııııyyy...

Gün içinde beni oyalamak için önce annem, şimdi Zeynep teyzem inanılmaz uğraşıyor. Kucaktayım çoğunlukla; sonra ana kucağımda ayaklarımla çılgınca müzik yapmayı seviyorum, ama en fazla 15 dakika. Sonra yine kucak.


Oyun halısını pek sevmedim; ilgimi çekmiyor diyeyim. Annem bebek arabasını da boşuna aldığını düşünüyor; 10 kere binmedim. Evde, dışarıda, arabada hep kucaktayım.

Annem bırakıyor beni minderime; başlıyorum debelenmeye. Başımı kaldırıp ellerimle kendimi yukarı çekiyorum da annem korkudan almak zorunda kalıyor. Zeynep teyzem bir sürü şarkı biliyor; onları dinliyorum bir de; yine kucakta tabii.

Kilo alışım bu kadar hızlı olduğunu düşündükçe, annem bir an önce emeklemeye başlamamı istiyor.

Bence yatmak yalnızca uyku için olmalı :)

Hiç yorum yok: