Uzun, ince bir yoldayım...

Lilypie Fourth Birthday tickers

27 Ekim 2009 Salı

Annem der ki: Domuz gribini konuşalım.

Domuz gribi artık günlük hayatımızın bir gerçeği oldu. Ofiste masamda Pürel var, ellerim tahriş olacak neredeyse. Takıntı halini almasından korkuyorum. Süt odasına gidiyorum, eller yıkanıyor defalarca; ancak ufacık odada birkaç anne... Hepimiz endişeliyiz. Bebeğimiz var. Birşey olacak korkusu gölge gibi bizi takip ediyor.

Grip aşısı olmayı tercih eden bir insan değilim, değildim de. İki yıl önce bir telaşa kapılıp aşı olmuştum. Keşke olmasaymışım, 5 defa gribe yakalandım. Aşıya inancımı tamamen yitirdim. Grip, maalesef toplumumuzda hastalıktan sayılmıyor. "Ah, biraz grip olmuşum, antibiyotik kullanıyorum." tarzında günlük yaşam tümceleri kullanılan bir hastalık olmuştu. Çağdaş yaşam hastalığı.. Ofiste, okulda, otobüste, vapurda, her an her yerden edinilebilecek bir hastalık. Doktor derdi ya, "3 gün dinlen, geçer"; cevap hazır bizde, "Aaa, olur mu canım? Altı üstü grip."

Bu sefer değil... Her an her yerde aramızda dolaşıyor. Belki de bazılarının dediği gibi, çoktan vücudumuzda yer edindi bile. "Aa, domuz gribi adı üstünde; bizde domuz yok ki, tüketmiyoruz da" dediğimiz günler çok geride kaldı. Kızım doğduğum vakitti domuz gribini ilk duyduğum zaman. Ürkmüştüm; yurtdışına girip çıkan o kadar çok insan tanıyorum ki. O günlerden bugünlere geldik; peki yarın ne olacak? Bu korku tüneli nerede biter? 5 ay sonra, 1 yıl sonra?.. Tuhaf düşünceler içindeyim.

Kafamın içinde bir dolu düşünce var, dile gelmiyor, yazamıyorum...

Bağışıklık sistemimizi koruyalım bari. Her gün multivitamin ve balık yağı alıyorum; eşime de aldırıyorum. Bakıcı teyzemiz de kendine iyi bakmaya çalışıyor. Bol sıvı, meyve ve sebze... Eller defalarca yıkanıyor; çantadaki minik pürel her para vb. ellendiğinde kullanılıyor; kalem gibi materyaller değiş tokuş edilmiyor. Ve bol bol kendi kendini telkin: sakin olalım, sakınan göze çöp batar, olumlu düşünelim...

Gribin nefesi ensemizde. Hadi, ben inanıyorum, placebo etkisi yaratalım, şu virüsü yenelim.

2 yorum:

fazi dedi ki...

:) çok güzel yazmışsın endişeni:)İşin uzmanı değilim tabi ama, vücutta mikroplara karşı en iyi savunma onları tanıdıkça gelişir.Toplumlarda da bu böyle :) Şimdi gribin bir çeşidi ile temas halindeyiz.temaslar devam ettikçe vücuttlar bu mikrobu da algılayacak.Aslında elimizde ki verilerde öldürücü etkisi normal griplerden daha fazla değil :)Hastanelerde şüpheli olanlar bile gribal enfeksiyon tanısıyla dinlenmeleri ve şikayetlere yönelik tedavi ile evlerine gönderiliyor.Dolayısıyla panik yok :) El temizliği önemli ama cildimizde bize lazım çok tahriş etmemekte fayda var bence :)topluca bu mikrobunda üstesinden geliriz:) ne kuşlar çinler geçti :)

Mystic dedi ki...

Bugün Osman Müftüoğlunun yazısını okudum; biraz sakinleştim. Tüm doktorlarım bol sıvı tüketin, ellerinizi temiz tutun, sakin olun diyor. Söz dinliyoruz :)