Uzun, ince bir yoldayım...

Lilypie Fourth Birthday tickers

4 Ekim 2009 Pazar

Bir kilometre taşı: Ek Gıda


Bugün ek gıdaya geçtik.

Daha önce bir bebe bisküvisi püresini bitirme, havuç/salatalık/elma kemirme, suyu yalama gibi deneyimlerimin ardından, işte beklediğim an... Annem nihayet büyüdüğüme, yalnızca çok sevdiğim ve seveceğim sütümün yeterli olmadığını anladı. Günde 1,200 ml süt içiyor olsam da, yeni ufuklara yelken açmak istiyorum. Bir aydır herkesin tabağına ve içeceğine atlıyorum; artık benim de tabağım, kaşığım ve bardağım oluyor.

Bugün öğlene doğru uyandığımda, önce sütümü emdim; ardından annem beni tatlı ve pütürlü bir püre ile tanıştırdı: elmaaaa... Çok sevdim. Annemin sütü gibi tatlı ve ılıktı. Henüz kaşıktan gelen püreyi dilimle itsem de, arada hüpletiyorum bir çırpıda bitiyordu. Annemin dediğine göre, püreyi bana çiğ elmadan hazırlamamış. Onun yerine ikiye bölmüş, azıcık suda buharıyla haşlamış, kabuğunu soymuş ve çatalla ezip süzgeçten geçirmiş. Sulandırmak için de kendi suyunu eklemiş. Böylece meyvenin gaz yapma ihtimalini düşürmüş. Ben sevdim bu tarifi! Yarım elma arttı; onu da dondurucuya koydu annem.

Öğle uykumun ardından da sebze çorbasını yedim. Tadı hiç de elma püresine benzemiyordu; halbuki görünüşü aynı. Bir heves daldırdım ağzımı ama peeeh bu da ne! Ama meraktan yedim onu da. Çok hevesliyim. Kaşık ağzımdan uzaklaştığında mırrrmırrr ediyorum; yemek çok keyifliymiş! Sebze çorbasını da birer adet patates, havuç ve kabakla hazırladı annem. Önce soydu, ikiye böldü; az suda buharıyla haşladı. Çatalla ezdi, bir kaşık zeytinyağı ekledi ve süzgeçten geçirdi, suyundan ekledi. Hmmm.. Bir dahakine iki havuç olursa daha tatlı olur annecim; öyle deneyelim mi?

1 yorum:

anne yazar dedi ki...

Hayırlı olsun ek gıdalarınız:)